Mobil menü görseli
logo
Üyelik İşlemleri

Köşe Yazısı

Hakikat Yolunda Eğilmeyenler: Sendikal Mücadele Ve Dik Duruşun Tarihi Mirası

25.05.2026 12:11

3 dk okuma

Paylaş:

Hakikat Yolunda Eğilmeyenler: Sendikal Mücadele ve Dik Duruşun Tarihi Mirası

​İçinde bulunduğumuz dönemde, görevini layıkıyla yapmaya çalışan, haksızlığa karşı sesini yükselten ve kitlelerin haklarını savunan insanların karşılaştığı en büyük engel ne yazık ki üretilen asılsız ithamlar ve yürütülen organize algı operasyonları oluyor. Sorumluluk alan, elini taşın altına koyan ve adaleti savunan her lider, er ya da geç bu organize yıpratma mekanizmalarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Ancak unutulan bir gerçek var: Eğilmeyen bir baş, bükülmeyen bir bilek ve inançla yürüyen bir irade, hiçbir suni rüzgarla savrulmaz.

​Eğitim Yöneticileri ve Çalışanları Sendikası (EYSEN), tam da bu grileşen iklimde bir adalet meşalesi yakmak üzere yola çıktı. Kuruluş felsefesinin harcında, çevresinde gördüğü haksızlıklara "dur" deme iradesi; mağdurun, mazlumun ve emeği sömürülenin yanında sarsılmaz bir kale gibi durma kararlılığı vardır. Bu hareket, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda eğitim çalışanlarının hakkını, hukukunu ve onurunu korumayı mukaddes bir vazife sayan bir vicdan hareketidir. Dolayısıyla, bu soylu amaca hizmet eden bir ilçe başkanının asılsız soruşturmalarla yıldırılmaya çalışılması, aslında o temiz vicdana vurulmak istenen bir darbedir.

​Tarih, bu tür algı operasyonlarının ve asılsız ithamların ilk kez yaşanmadığının en büyük şahididir. İnsanlık tarihi boyunca, sisteme, haksızlığa ve gücü elinde bulunduranların zorbalığına karşı duran her büyük şahsiyet, benzer çamurlarla ve ithamlarla sınanmıştır.

​Sokrates, Atina meydanlarında gençlere sorgulamayı ve doğruyu aramayı öğretirken, kurulu düzenin sahipleri tarafından "gençlerin ahlakını bozmak" gibi asılsız bir ithamla ölüme mahkum edilmişti. Fakat baldıran zehrini içerken bile eğilmeyen o dik duruş, onu itham edenleri tarihin karanlık sayfalarına gömerlerken, Sokrates’i insanlık onurunun ölümsüz bir simgesi haline getirdi.

​Ömer muhtar, Libya çöllerinde sömürgeci işgalcilere karşı adalet bayrağını yükselttiğinde, karşısındakiler onu bir "asi" ve "suçlu" olarak göstermeye çalışıyordu. İdam sehpasına yürürken sergilediği o asil ve tavizsiz tavır, yazdığı hakikat manifestosunun son noktasıydı.

​Fikir dünyamızın gür sesi Cemil Meriç’in ifade ettiği gibi: "Doğruyu söyleyenleri her devirde dokuz köyden kovarlar; ancak onuncu köy, hakikatin ta kendisidir."

​Kadim kültürümüzün en asil sembollerinden biri olan kurt, kendi menzilinde kararlılıkla ilerlerken arkasından kopan gürültülere kulak asmaz. Çünkü bilir ki, haklı bir mücadelenin yolunda ses çıkaranların çokluğu, o mücadelenin doğruluğunu gölgelemeye yetmez. Sendikal mücadelenin tam merkezinde, meslektaşlarının hak ve menfaatlerini korumak adına gövdesini taşın altına koyan bir ilçe başkanının karşı karşıya kaldığı bu temelsiz soruşturmalar da tam olarak bu cinstendir.

​Ortaya atılan asılsız iddialar ve organize edilmeye çalışılan yıpratma politikaları karşısında sergilenen o dik, asil duruş; sadece kişisel bir omurganın değil, EYSEN'in temsil ettiği topyekun davanın, mağdurun yanında durma sözünün ve hak arama hürriyetinin somut bir tezahürüdür. Çakalların uluması, kurdun asil yürüyüşünü ve menzilini asla değiştiremeyecektir.

​Bizler; adaletin, doğrunun, mazlumun ve haklının yanında durmayı bir yaşam felsefesi haline getirmiş bir anlayışın temsilcileriyiz. Kurulurken verdiğimiz sözün arkasındayız. Bu sarsılmaz iradeyle, baskılara boyun eğmeyerek mücadelesine devam eden dava arkadaşımızın sonuna kadar arkasındayız.

​Bu yolda yürüyenlerin yolu düz, alnı ak, iradesi kavidir. Hak bildiği yolda tek başına da kalsa geri adım atmayan, mazluma umut, zalime set olan tüm yürekli karaktere selam olsun. Görevinde adaleti, kararlılığı ve sendikal ahlakı şiar edinen tüm dostlara muvaffakiyetler dilerim.


Ayhan GÖKKAYA

Genel Başkan

HABERLER