Mobil menü görseli
logo
Üyelik İşlemleri

Köşe Yazısı

Eğitimde Şiddet! Suçlu Kim! Çözüm Ne?

22.04.2026 17:10

4 dk okuma

Paylaş:

Yüreğimiz yandı. Derin bir endişe karabasan gibi çöktü ruhumuza.

Şiddetin insanlık tarihinden bu tarafa var olan bir toplumsal sorun olduğu malumunuzdur. Sorunun çözümünde en önemli unsurun "Eğitim" olduğunu da iyi bilmekteyiz.

Kabil'in Habil'i öldürmesiyle yeryüzüne saçılan şiddet tohumlarının gerek bireysel gerekse ülkeler arasında yaşanan savaşlarda yeşerip filiz verdiğini, barış ve huzuru bozduğunu bir kez daha hatırlayalım.

Şanlıurfa, Kahramanmaraş veya İran, Amerika ve İsrail ne fark eder. Sonucunda kan ve gözyaşı. Katledilen çocuklar ve masum hayatlar…

Yüce kitabımızın "Onlara Âdem'in iki oğlu hakkındaki haberi gerçek olarak oku. Hani her biri birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. -Kurbanı kabul edilmeyen-, 'Seni öldüreceğim' demişti. O da, 'Allah sadece müttaki olanlardan kabul eder. Andolsun sen beni öldürmek için bana elini uzatsan da ben seni öldürmek için elimi uzatmam. Ben âlemlerin rabbinden korkarım. Ben dilerim ki sen benim günahımı da kendi günahını da yüklenesin ve cehennem halkından olasın. Zalimlerin cezası budur' dedi. Nefsi kendisini kardeşini öldürmeye yöneltti ve nihayet onu öldürdü; böylece ziyana uğrayanlardan oldu. O anda Allah bir karga gönderdi. Karga ona, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeliyordu. 'Yazık bana, şu karga kadar bile olmaktan, kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim!' dedi; sonunda da pişmanlık duyanlardan oldu" Maide/27

Aslında ilahi kitabımız bize sorunun kaynağını, olayların nasıl geliştiğini ve sonunda pişmanlık yaşandığını belirtirken aslında çözümün ne olduğunu da göstermektedir. Ayeti kerimeyi incelediğimizde sorunun kaynağının kendini beğenme, üstün görme, başkasına kendini kabul ettirme, kıskançlık gibi hissi düşüncelerin eyleme dönüşmesiyle ortaya çıktığını ve sonrasında da pişmanlıkla tanışıldığını anlatmaktadır.

Biz eğitimciler yıllar boyunca kıskançlığın, kendini beğenmişliğin, üstünlük hissiyatının yanlış duygular olduğunu öğretmeye çalıştık. Kötülüğü bırakıp iyiliğin, çirkinliğin bırakılıp güzelliğin, kin ve düşmanlığın bırakılıp barış ve huzurun ipine tutunulması gibi birçok konunun öğretilmesi için uğraş vermiyor muyuz?

O zaman neden sorun tamamen önlenemiyor?

İşte burada eğitim politikaları sorgulanmalı, eğitim ortamlarının güvenliğinden tutunda etkinliğine kadar birçok husus ele alınmalı.

Siyasi kaygılardan uzak milli bir düşünce ile tarihimizin derinliğine kök salmış devlet bilincimizle, önce ahlak ve maneviyat düsturuyla sorunlarımıza çözüm aranmalı.

Öz eleştiriden kaçarak, hatalı politikaları görmezden gelerek, sorumluluk makamında olanların taşıdıkları sorumluluğun gereğini yapmaktan kaçınıldığı bir anlayışla sorunlara çözüm bulmak mümkün mü?

Sorumlular ve sorumluluklar derken sahi onlar ne mi yapmaktadırlar? Kendi sorumluluklarını bırakıp başka sorumlu aramakla meşguller. Her seferinde olduğu gibi bulmaya da başladılar bile…

Sanal oyunlar, sosyal medya, psikolojik nedenler…

Kameralar önünde üst düzey açıklamalar: "Menfur saldırıyı kınıyoruz. Aziz milletimizin başı sağ olsun. Ölen vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Olayların en derinlemesine araştırılıp, sorumlulardan hukuk önünde hesap sorulacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın."

Savcılar, hâkimler…

Bakanlık ve mülkiye müfettişleri…

Sayfalar dolusu tutanaklar ve raporlar.

Allah aşkına bu olay dünyanın gelişmiş ülkelerinin hangisinin başına gelse, bakanlar istifa eder hatta hükümet istifa eder, hele Japonya'da olsa sorumlular harakiri yapmaz mıydı?

Tabi ki biz sorumluluk makamında oturanlardan harakiri yapmalarını beklemiyoruz ancak istifa etmek gibi bir anlayışımız neden yok? Çok pardon "görevden affını istemek" diyecektim.

Yoksa sorumluluk sahibi yöneticilerimiz kendilerinden başkasının bu sorumluluklarını yerine getiremeyeceğini mi düşünüyorlar.

Haydi diyelim ki istifa etmiyorlar; acaba görevden alınma olacak mı?

Şairin dizelerden seslenişi "üst üste sorular soru içinde…"

Sorular sorular…

Geçmişte yaşadıklarımız, bu gün yaşadığımızdan farklı mı? Hayır.

O halde sorun belli çözüm belli değil mi?

Biz yine de eğitimcilerin sesi olmaya çalışıp onların dile getireceği birçok çözüm önerisinin içinden on maddesini buradan yazalım.

  • 1- Eğitim politikaları her türlü siyasi kaygıdan uzak milli bir düşünce eşliğinde, gelecekte olabilecek değişimlerin ışığında, ahlak temelli, ortak akılla belirlenmeli.
  • 2- Eğitimciliğin, meslekler arasında hem gelir hem de itibar açısından en ön sırada olacak şekilde yükseköğretim tercihlerinde yüksek puan alan öğrencilerin ilk tercihlerinin eğitim fakültesi olması için gerekli politikalar hayata geçirilmeli.
  • 3- Eğitimcilerin sendikal örgütlenme ve hak arama mücadelesini düzenleyen kanunlardaki anti demokratik maddeler kaldırılıp uluslararası standartlara kavuşturulmalı.
  • 4- Kesintisiz eğitim tarafsız bir şekilde yeniden ele alınarak kesintili hale getirilmeli.
  • 5- Öğrenci yönlendirme ve takip sistemi oluşturulup etkin bir şekilde uygulanmalı.
  • 6- Öğrenci disiplin yönetmeliklerinin etkinliği ve caydırıcılığı arttırılmalı, risk grubu aileler belirlenerek psikolojik ve sosyal desteklerin yanında yasal caydırıcı önlemler alınmalı.
  • 7- Özellikle müstakil okul müdürlüklerinde güvenlik görevlisi istihdam edilmeli ve her okulun girişlerinde X-ray cihazları konulmalı.
  • 8- Okullarımızda öğrenci sayısına göre yardımcı hizmetler sınıfında personel normu oluşturulmalı ve görev tanımları içinde okul güvenliğinde okulda görevli emniyet güçlerine yardımcı olmak şeklinde tanımlama yapılmalı.
  • 9- Eğitim personeli dâhil olmak üzere öğrencilerin paylaşma temelli sosyal etkileşimlerini arttıracak politikalar üretilmeli.
  • 10- Öğrenciler arasında gelirleri alt düzeyde olanlar tespit edilerek gelir eşitsizliğini kaldıracak destek politikaları belirlenmeli.

Yaşadığımız elem verici olayların bir daha yaşanmaması, karşılıklı saygı ve sevgi temelinde sorunlarını konuşarak çözebilen, müreffeh bir toplumda yaşamanız dileğiyle…

Yusuf MİRCAN

EYSEN Gen. Bşk. Yrd.

HABERLER