22.04.2026 17:10
2 dk okuma
Paylaş:
Bir sistem kurduğunuzu iddia ediyorsunuz. Diyorsunuz ki sistemimizde aile çok önemlidir. Bir bakıyorsunuz ki aileyi aile yapan ne varsa yok olmuş.
Diyorsunuz ki sistemimizde maneviyat ve dindarlık çok önemlidir. Bir bakıyorsunuz ki o maneviyat ve dindarlıktaki şekil, özü yemiş bitirmiş.
Diyorsunuz ki sistemimizde gençlik çok önemlidir. Bir bakıyorsunuz ki gençliğe giden yolda çocuklar da elden avuçtan çıkmış.
Diyorsunuz hak, hukuk ve hakkaniyet, toplumsal paydada başat değerler olacak. Bir bakıyorsunuz ki adamcılık, kayırmacılık, torpil ve rüşvet, iş bitirmenin yegane yolu haline gelmiş.
Diyorsunuz ki kalkınma için üretime bir seferberlik gibi sarılacağız. Bir bakıyorsunuz ki kolay yoldan köşeyi dönmek için malum kumarın bilinen bir sürü sanal kumar adında çocukları olmuş.
Diyorsunuz ki medya, geleneği ihya edip geleceği şekillendirmede toplumsal ve kamusal rol oynayacak. Bir bakıyorsunuz ki medyanın gündüz kuşağı programları ile akşamları ortalama bir sinema filmi süresine rahmet okutan mafyatik dizileri, zihinleri iğfal ve işgal ederek toplumsal düşünme melekelerini tümüyle yok etmiş.
Diyorsunuz ki toplumsal kesimlerdeki bütün vatandaşlarımızı ekonomik olarak kollayacağız ve ekonomik büyümeden refah payını fazlasıyla vereceğiz. Bir bakıyorsunuz ki kamuda ballı maaşlılardan (üç beş yerden maaş alanlar) tutun, THY yönetim kurulu başkanı ve üyeleri gibi her ay aldığıyla bir ev satın alacak kadar gelire sahip olanların karşısında açlık sınırının altındaki asgari ücretliler, emekliler, dul ve yetim maaşı alanlar ile hiçbir sosyal güvencesi olmayanlar var. Dezavantajlı duruma düşürülen bu kesimin içindeki gençler ve işsizlerin çocuklarıyla, varlıkla şımartılanların çocukları arasındaki hayati uçurum, toplumsal dengeye en ağır psiko-sosyal balyozu indiriyor! Bu saydıklarımın hepsinin daha da fazlasını dijital çağın içine doğmuş çocuklar ve gençler her gün görüp izliyorlar.
Diyorsunuz ki ahlak; bence demeyin. Ahlak, toplumsal ve kamusal alanda hakim bir otorite olsaydı yukarıda saydıklarımın hiçbiri olmazdı. Bana kızmayın. Bu söylediklerimi bir ayna işlevinde değerlendirin. Bu sorunların çözümünde birlikte ne yapabiliriz diye esaslı bir soru sorun; çünkü bu güzel ülkeyi yarınlara daha güzel taşımak ve gelecek kuşaklara emanet etmek için ağır görevlerimiz var. Evet, vatanı sevmek iddiası, kuru bir iddiadır. O iddianın içini doldurmak için hayatımız boyunca yapmak zorunda olduklarımız var. "Onu en çok seven ona karşı görev ve sorumluluklarını en iyi yapandır." Haydi, o zaman; temizliğe, çıkar için kapkara mayalanmış mahallelerimizden başlayalım.
C.V.
Celal Vatanoğlu









